
Ekspresyonizm, (Dışavurumculuk) 20. yüzyılın
ilk yıllarında, izlenimciliğe tepki olarak doğan bir sanat
akımıdır. Romantizmin bir başka şekli olan anlatımcılık, dış
dünyanın İnsan üzerindeki etkisini belirtmeyi bir yana bırakır,
gerçekçi görüşün yerine, sanatçının kendine özgü görüşü üzerinde
durur.
1900-1935 yılları arasında gelişen akım doğayı ve toplumu nesnel
bir bakış açısıyla betimlemeye karşı çıkarak, öznel ya da içsel
gerçeğin yansıtılmasını savunmuştur. Özellikle Almanya'da sanat
dallarının hepsinde etkili olan akım hem sanatta, hem de
toplumda kabul edilmiş biçim ve geleneklere bir başkaldırı
niteliği taşımaktadır. Ekspresyonistler ordu, okul, ataerkil
aile ve imparatorluk gibi kurumların yerleşik otoritesine karşı
çıkarak, toplum dışına itilmiş yoksulların, ezilmişlerin, akıl
hastalarının, sokak kadınlarının ve eziyet edilen gençlerin
yanında yer almışlardır.
Akım, özellikle yaratıcı, yetenekli sanatçılara yeni bir düzenin
ve yeni bir insanın yaratılmasında öncülük yapma gibi ince bir
görev yüklemiştir. Eski dönemlere ait sanat ürünlerinde, nahif
ve ilkel sanatta ve çocuk resimlerinde ilk belirtileri görülen,
dışavurumculuk; en yetkin ve güçlü anlatıma görsel sanatlarda
kavuşmuştur. Çizgi ve renk doğadan bağımsız kılınarak duygusal
tepkileri yansıtmak amacıyla olabildiğince özgür bir biçimde
kullanılmıştır. Kalın boya hamuru, yoğun renk, karşıt değerler
ve biçimleri bozma (deformasyon) dışavurumculuğun en tipik
özellikleridir.
Vincent van Gogh'un resimle birlikte duygularını da anlatması
nedeniyle bu hareketin öncüsü kabul edilir.
| ANA SAYFAYA GERİ DÖN |
Bahariye Cad. 64/3 Kadıköy - İSTANBUL Tel: 0216 338 91 95




